Zihinsel Yetersizlik
Bölüm I
Zihinsel engellileri tanımlayacak olursak, zihinsel gelişim yetersizliğinden dolayı bireyin eğitim performansının ve sosyal uyumunun olumsuz yönde etkilenmesi durumudur. Bir başka deyişle, genel zihinsel faaliyetlerde normalaltı olma durumu, uyumsal davranışlarda yetersizlik ve yetersizliğin 18 yaşından önce başlamasıdır.
Zihinsel engelli çocukların kendi içlerinde farklılıklar göstermesi nedeniyle sınıflandırılmaları gerekir. Sınıflandırmaların yapılması, çocuklara özgü bireysel farklılıkların belirlenmesi ve bunlara yönelik özel eğitim hizmetlerinin sağlanması açısından önemlidir.
Zihinsel engelli çocuklar, zekâ düzeyleri dikkate alınarak, hafif düzeyde zihinsel engelliler, orta düzeyde zihinsel engelliler, ağır düzeyde zihinsel engelliler, ileri düzeyde zihinsel engelliler olarak sınıflandırılır.
Hafif düzeyde zihinsel engelliler, zekâ bölümü puanı 50-55 ile 70 arasındadır. Çocuğun eğitim dönemi içerisinde, sınırlı seviyede destek eğitim hizmetleri ve özel düzenlemelere ihtiyacı olması durumudur.
Tedbirler alındığı takdirde normal okullar ve sınıflarda eğitim öğretimlerini sürdürebilirler. İlköğretim ikinci kademe veya ortaöğretimde özel destekler sağlanarak öğrenim yapabilirler.
Hafif derecede zihinsel engelli olan çocukların birçoğu okula başlayana kadar farkına varılamazlar. Ancak ileri sınıflarda farkına varılırlar.
Zihinsel engelli çocukların özelliklerinden bahsedecek olursak; zihinsel engelli çocuklar normal yaşıtları gibi aynı temel ihtiyaçlara sahiptirler. Psikolojik, fizyolojik, sosyal ve duygusal gereksinimleri yaşıtları gibi aynıdır. Kendi aralarında da bireysel farklılıklar gösterirler. Zihinsel engelli çocukları normal akranlarından ayıran en önemli özellikleri öğrenme hızlarının çok yavaş olmasıdır. Genel olarak bu çocukların özellikleri şunlarıdır;
· Öğrenme hızlarının yavaşlığı,
· Aşırı dikkat dağınıklığı,
· Konuşma bozukluğu ve gecikmiş konuşmanın olması,
· Motor becerilerde yetersizlik,
· Günlük yaşam becerilerinde yetersizlik,
· Sosyal becerilerde yetersizlik.
Bu özellikler genel olarak tüm zihinsel engelli çocuklarda görülmektedir. Fakat yapabildikleri ve yapamadıkları zihinsel engelin derecesine göre değişmektedir. Zihin engelli çocukların performansı engellerinin derecesine göre farklılık gösterdiklerinden ihtiyaç duydukları desteğin türü ve yoğunluğu da değişiklik göstermektedir.
Zihinsel engelliliğin nedenlerini ise üç başlık altında toplayabiliriz;
a) Doğum öncesi nedenler; doğum öncesi dönem annenin sağlık durumunu ve bebeği kapsar. Doğum öncesi dönemde hamilelik sırasında kullanılan ilaçlar bebeğin sinir sisteminde hasara yol açarak zihinsel engelliliğe yol açar. Kısaca doğum öncesi nedenler şunlardır;
1) Annenin hamileyken geçirdiği ateşli ve bulaşıcı hastalıklar,
2) Annenin hamileyken doktor tavsiyesi olmadan kullandığı ilaçlar,
3) Annenin yetersiz ve dengesiz beslenmesi,
4) Annenin sigara ve alkol kullanması,
5) Akraba evliliği,
6) Ailede zihinsel engelli bireylerin bulunması zekâ engeline neden olan hastalıklardır.
b) Doğum anı nedenler; doğumun nasıl gerçekleşti ile ilgilidir. Doğum için hazırlık önemlidir. Annenin biyolojik ve psikolojik hazırlığı, çevrenin hazırlığı bu aşamada çok önemlidir. Doğum anında sancıyı dindirmek ve azaltmak için kullanılan ilaçlar çocuğa zarar verir. Doğum yapılan yerin temizliği, doğum yaptıran kişinin uzmanlığı da doğum anında dikkat edilmesi gereken etmenlerdir. Ebeveynlerin eğitimleri de daha önce belirtilen etmenlerin oluşumunda belirli yer tutmaktadır. Kısaca doğum anı nedenler şunlardır;
1) Erken veya geç doğum,
2) Annenin doğum yapmaya biyolojik olarak uygun olmaması,
3) Doğumun güç olması nedeniyle yapılan müdahaleler,
4) Doğum sırasında çocuğun beynine zarar verecek kazalar ve kanamalardır.
c) Doğum sonrası nedenler; doğumdan sonraki gelişim dönemleri içerisinde, bebeklik ve çocukluk çağı daha kritik bir dönemdir. Bunun dışında yaşam boyu etkenlerde bireylerde zihinsel engele neden olur. Bebeğin geçirebileceği hastalıklar, kazalar, diğer bazı etkenler zihinsel engele yol açabilir. Bebeğin doğumdan sonra geçirebileceği kızıl, menenjit, difteri, kızamık, boğmaca, grip gibi mikroplu ateşli hastalıklar zihinsel engele neden olabilir. Ateşli hastalıklar en kalıcı zarara sinir sisteminde yol açar. Gereğinden fazla alınan aspirinde çocuklar için sakıncalı olduğu bilinmektedir. Beyin tümörleri kazalar ve travmalar sonucunda merkezi sinir sisteminde meydana gelen sarsıntı veya zedelenme zihinsel engele neden olabilir. Bunun yanında yetersiz beslenme, çevresel uyarıcıların yokluğu, sosyal ve ekonomik şartların uygun olmaması çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkileyebilmekte ve zihinsel yetersizliğe neden olabilmektedir. Çocuğun zihinsel becerileri yeterli ve yaşıtlarına uygun olsa bile yetersiz beslenme, ev ortamının uygun olmaması, uyarıcı eksikliği oynaması ve çevreyi keşfetmesi için çocuğa sürekli fırsatların sağlanamaması gibi durumlar çocuğun hafif derecede zihinsel engelli olmasına yol açabilir. Kısaca doğum sonrası nedenler şunlardır;
1) Çocuğun beynine zarar verecek kazalar ve kanamalar,
2) Sosyoekonomik, kültürel ve çevresel nedenler,
3) Çocuğun yetersiz beslenmesi,
4) Uyarıcı eksikliği,
5) Bulaşıcı ve ateşli hastalıklar,
6) Ev ortamının çocuğun oynaması ve çevreyi keşfetmesi için uygun olmaması da hafif derecede zihinsel engele neden olabilmektedir.
Bölüm II
Zihinsel engelli tanısı, doktor tarafından konulduktan ve yeterli tıbbi müdahale yapıldıktan sonra, çeşitli disiplin alanlarından oluşan bir ekip çocuğun ebeveynlerinin katılımı ile çocuğun ihtiyacı olan özel eğitim hizmetlerini belirler ve planlar. Bu ekipte genellikle okul psikologu, sınıf öğretmeni ve bir okul yöneticisi bulunur. Çocuğun gereksinimine bağlı olarak sosyal çalışmacı, konuşma terapisti, fizyoterapist, beden eğitimi öğretmeni, okul danışmanı ve hemşire bulunabilir.
Disiplinler arası ekibin çok önemli iki işlevi vardır. Birincisi, çocuk bir özel eğitim programına yerleştirilmeden önce, zihinsel engel ölçütlerini karşılayıp karşılamadığına, yani zihinsel yetersizlik gösterip göstermediğine karar vermektir. İkincisi ise, uygun eğitim programı geliştirmek ve uygulayabilmek için çocuğun eğitsel gereksinimlerini belirlemektir. Eğitsel tanılama hizmetlerinin yerine getirilirken bazı ilkeler her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Bunlar;
a) Tanılamanın erken yaşta yapılması,
b) Bireyin tüm gelişim alanlarındaki özellikleri, yeterlilikleri ve ihtiyaçlarının değerlendirilmesi,
c) Tanılamanın fiziksel, sosyal ve psikolojik bakımdan uygun ortamlarda yapılması,
d) Tanılamada bireyin yetersizliğine göre farklı yöntem ve tekniklerin kullanılmasıdır.
e) Tanılamanın, bireyin ihtiyacı ve gelişimi dikkate alınarak ilgili alan uzmanları tarafından gerektiğinde yinelenmesi,
f) Tanılamada bireyin yeterli ve yetersiz olduğu yönlerin birlikte değerlendirilmesi,
g) Tanılama sürecinde, veli, okul ve uzmanların iş birliği içerisinde çalışması,
h) Tanılama sürecinde ailenin görüşünün alınması,
i) Tanılama sonuçlarının sadece eğitim ve yönlendirme amaçlı kullanılmasıdır.
Özel eğitimde, değerlendirme genel olarak çocukla ilgili sorunların, (akademik davranışsal ya da fiziksel) belirlenip incelenmesi ve bireyle ilgili eğitimsel kararlar alınması amacıyla veri toplama sürecidir. Çocukları, psikolojik ve eğitsel olarak değerlendirmenin en önemli nedenleri onların akranlarının gösterdiği akademik performansı sergileyemiyor olmalarıdır. Bir başka nedeni de bu çocukların eğitim ortamında gösterdikleri davranış sorunlarıdır.
Değerlendirme, bir öğrencinin mevcut eğitimsel performansının profilini ortaya çıkarma, bireysel gereksinimlerinin neler olduğunu anlama, özel eğitime gereksinimi olup olmadığına karar verme, bireyselleştirilmiş eğitim programını planlama, uygun özel eğitim hizmetleri ve destek hizmetleri sağlama gibi öğrenci için düzenlenen programın her aşamasında kullanılır.
Özel eğitime gereksinim olan çocuklar hakkında önemli eğitsel kararlar tek bir eğitimciden çok bir ekip tarafından verilir. Kararlar, sınıf öğretmeni, özel eğitim öğretmeni, psikolog, dil ve konuşma uzmanı, sağlık personeli, aile uygun olduğunda öğrencinin de dâhil olacağı bir ekibin ortak çalışması sonucu verilir.
Öğretmenler özellikle akademik performans, sosyal ve duygusal özellikler gibi alanlarda bilgi toplamada ekibe yardımcı olurlar. Özel eğitme gereksinimi olan çocuğun anne ve babası çocuğun evdeki etkileşimi ve performansı hakkında ekibe bilgi verebilir.
Psikologlar, rehberlik uzmanları, çocukların özel eğitim programlarına seçilebilirliğini belirlemek amacıyla değerlendirme etkinliklerinde görev alırlar.
Dil ve konuşma uzmanı, çocuğun dil ve konuşma sorununu değerlendirme ve öğretimi ile ilgilenir.
Öğrencinin motor gelişimine ilişkin bilgiler fizyoterapistlerden edinilebilir.
Çocukla ilgili tıbbi bilgileri doktorlar, okul hemşiresi ve diğer sağlık görevlileri sağlar.
Öğrenme sorunu olan ve ayrıntılı değerlendirmeye gönderilen her çocuğun kendine özgü sorunları vardır. Bireye özgü sorunları sistematik inceleyebilmek için bir değerlendirme planı oluşturulur. Değerlendirilecek gelişim alanları, başvurulacak işlemler, bu çalışmaları yürütecek personel ve zaman planlanır. Değerlendirme çocuk hakkında sistematik bir şekilde bilgi toplanması işlemidir. Ve bu bilgilerin nasıl toplanacağı sorusunun cevabı olarak temelde üç çeşit değerlendirme aktivitesi kullanılır. Bunlar; görüşme, gözlem ve testtir.
Görüşme, uygun gözlem yeteneğine sahip olan insanlara soru sorularak yapılan bir süreçtir. Bu süreçte ya belli sorulara bilgisine başvurulan kişinin limitli seçenekler içerisinde cevap vermesi istenir ya da görüşmeler daha açık uçludur ve detaylı bilgi almak veya belli bir bilgiyi genişletmek üzere sorular sorulur. Genellikle çocuğun ailesiyle yapılan görüşmeler bu kapsamda değerlendirilebilir.
Gözlem ise, bir kişinin izlenmesi ve dinlenmesi sonucu olan olayların kaydedilmesi sürecidir. Gözlemler yapılandırılmış, yarı yapılandırılmış ve doğal ortamlarda yürütülebilir. Bu stratejilerden hangisinin kullanılacağı tamamen değerlendirmenin amacına göre belirlenir. Yapılan gözlem sonuçları kesinlikle kaydedilmelidir. Gözlem, çocuğun genellikle nasıl davrandığını, diğer çocuklarla nasıl iletişime geçtiğini, nasıl oyun oynadığını ve etrafındaki değişik şeylere nasıl tepki verdiğini değerlendirmek, doğal ortamlardaki gelişimini izlemek için kullanılabilir. Gözlem kayıtları bize davranışların süresini, sayısını, sıklığını, biçimini, öncesi ve sonrası olan neden sonuç ilişkisini verecektir.
Test ise, gözlem ve görüşmeye göre çocukların kendi yetersizliklerini kabullenmesine yardımcı olacak unsurlar barındırmadığından daha az kullanılmasına rağmen bilgi toplama konusunda en tanınmış yöntemdir. Testler standartlaştırılmış testler ve standartlandırılmamış testler diye kabaca ikiye ayrılabilir. IQ testleri, başarı testleri, gelişim testleri, müfredat referanslı testler standartlaştırılmış testlerdir.
Engeli Önleme Çalışmaları
Engeli önlemek için doğum öncesinde, doğum sırasında ve doğum sonrasında bir takım önlemler almak gerekir.
Doğum öncesinde alınması gereken önlemler; hamilelik süresini sağlıklı ve kontrollü geçirme ve kalıtım durumlarını önleme olarak nitelendirilebilir. Gebelik başlangıcında ve gebelikten hemen sonra bakım ve korunmaya önem verilmesi gerekir. Gebeliğin ilk üç ayı boyunca olan dönem her bakımdan önemlidir. Anne hamilelik sürecinde beden ve ruh sağlığına, beslenmesine dikkat etmelidir. Kalıtımdan kaynaklanan zihinsel engeli önlemek için anne ve baba adaylarının genetik muayene olmasında fayda vardır. Ailelerin bu hizmetleri nereden alabilecekleri konusunda bilgilendirilmeleri gerekir. Anne baba ve çocukların birinde özür olan çift, akrabalarının birinde özür bulunan anne baba adayları, akraba ile evlenerek anne baba olan adaylar ve otuz beş yaşından sonra hamile kalan adayların genetik muayene olmasında yarar vardır. Bu konuda hastanelerde bulunan genetik danışma merkezlerinden faydalanabilirler.
Doğum anında alınması gereken önlemler; doğum yaparken sancıyı azaltmak için ilaç almak gerektiğinde dikkat edilmelidir. Doğum anında doğum yapılacak yerin temizliği, müdahale de bulunacak kişinin uzmanlığı, doğum anını ilgilendiren önemli bir olaydır. Eğitimin bu konuda önemli olduğu unutulmamalıdır.
Doğum sonrasında alınması gereken önlemler; bebeklik ve çocukluk gelişim dönemlerindeki etkenler zihinsel yetersizliğe sebep olmaktadır. Bu durumlardan korunmak için bebeğin öncelikli olarak ateşli hastalıklardan korunması gerekir. Ateşli hastalıkların en çok kalıcı hasar bıraktığı yer sinir sistemidir. İlaçlar kullanılırken ilacın dozuna ve gelişi güzel kullanılmamasına dikkat edilmelidir. Aşı yapılmadan önce muayene olunmalıdır.
Kabakulak, kızamık gibi ateşli ve bulaşıcı hastalıkların kuluçka zamanında yapılan aşılar bireyde zihinsel yetersizliğin oluşmasına sebep olabilir. Bu yüzden çocuklarda aşı yapılmadan önce muayeneye dikkat edilmelidir.
Temizlik ve beslenmeye gereken önem verilip, gelişimin sağlıklı olması ve beslenmenin dengeli yapılması zihinsel yetersizlik gibi olumsuzlukları önlemektedir. Beslenme ve temizliğe dikkat edersek bazı hastalıkları ve olumsuzlukları en az hasarla atlatmamızda etkili olur. Kazadan, gürültüden, çarpmadan, düşmeden ve benzeri durumlardan korunma zihinsel engelin önlenmesini sağlar.
Zedelenmeyi ve bu zedelenmeye bağlı olarak ortaya çıkaran olumsuz durumların, erken teşhis edilerek tedavisi ve eğitimi, zihinsel yetersizliğin önlenmesinde çok önemlidir.
Sinir sisteminin herhangi bir yerinde meydana gelen olumsuzluktan dolayı yetersizlik oluşabilir. Yetersizliğin engele dönüşmemesi sosyal bir olgudur. Yetersizliği en az seviyede tutmak için eğitime çok önem verilmelidir. Bu konuda toplum bilgilendirilerek bilinçlendirilmelidir. Diğer bir deyişle, yetersizliği engele dönüştürmemek için toplumun eğitimden geçmesi çok önemlidir. Bu eğitim de iki türlü olabilir. Toplum hem örgün eğitimden geçmeli hem de yaygın eğitimden geçmelidir. Ancak bu şekilde her fırsat değerlendirilerek halkın eğitilmesi sağlanabilir.




